Yayinlar TR
Kripto Varlıklara İlişkin Davalarda Tazminat ve Aynen İade: Bir Somut Olay İncelemesi
Av. Cemil Şaar
cemilsaar@kstlawfirm.com | +90 535 416 9476 | linkedin.com/in/cemilsaar

Bu yazıda yer alan bilgiler yayım tarihi itibarıyla güncel olup, bu alan sık sık değişikliğe uğrayan bir mevzuatla düzenlenmektedir. Herhangi bir işlem öncesinde güncel mevzuatın teyit edilmesi ve avukat desteği alınması gerekir. Yine yazı kapsamında tüm bilgilere yer verilmemiş olup, temel noktalar aktarıldıktan sonra şahsen önemli gördüğüm sorunlara dikkat çekilmiş olduğundan bu yazı hukuki tavsiye niteliğinde değildir.

Kripto varlıkların statüsü hakkında farklı yargı kararları çıkmaya devam ediyor. Mahkemenin, istihkak-aynen iade talebimizi reddederek tazminat talebimizin kabulüne karar verdiği, birçok boyutuyla düşündürücü bulduğum bir dosyanın özetini ve düşüncelerimi aşağıda paylaşacağım.

Hırsızlık tarihindeki değeri yaklaşık 800.000 ABD doları olan (Ethereum, USDT ve USDC) kripto varlık ABD vatandaşı müvekkilimden çalınmıştır. Karar kanaatimce ilginçtir zira kripto varlıkların statüsü, tazminat taleplerinin yabancı para üzerinden kabul edilmesi konuları ile milletlerarası özel hukukçuları ilgilendiren, karşılıklılık konuları açısından tespitler içermektedir. Bu konuların her biri uygulamada ve öğretide tartışmalı konulardır. Dosyanın hakimi yargılamayı hızlı bir şekilde sürdürmüş olup, gördüğüm kadarıyla titizdi. Dolayısıyla hakimin kararını/tespitlerini akademik anlamda da merak ediyordum. Kararın bir diğer düşündürücü yanı ise sonucu itibarıyla dava kazanılmış olsa da adaletin tam olarak sağlanamamış olmasıdır. Buna ilişkin tespitlerim son paragraflardadır.

Bakırköy 4. ASHM nezdinde davacısı olduğum yargılamadaki taleplerimiz terditli olarak şöyleydi:

1) Kripto varlıkların taşınır mal olduğunun kabulü ve bu kapsamda istihkak talebinin kabulüyle varlıkların aynen iadesine, akabinde İİK m. 24 kapsamında işlem yapılmasına karar verilmesi yani ilamda yazılı değer bulunmaması ve kripto varlıkların infaz anındaki değerinin dikkate alınması.

2) Kripto varlıkların taşınır mal hükümlerine tabi olmadığının kabul edildiği ihtimalde kripto varlıkların dava tarihindeki değerinin ABD doları cinsinden tazmin edilmesi.

3) Tüm taleplerin reddi halinde de kripto varlıkların çalınması neticesinde oluşan zararın Türk lirası cinsinden tazminine hükmedilmesi.

Karşılıklılık Açısından:

ABD vatandaşlarının Türkiye Cumhuriyeti’nde açtığı davalarda teminat yatırmalarının istenmediği zaten bilinen bir olgudur. Milletlerarası özel hukukta karşılıklılığın; sözleşmesel, yasal ve fiili olmak üzere üç tipi vardır. Temelde, ABD’de Türk vatandaşlarından teminat istenmemesi fiili karşılıklılığın varlığı açısından yeterlidir. Dolayısıyla somut olayda karşılıklılığın mevcut olduğu olgusunun tartışmaya açık bir tarafı aslında yoktur.

Ancak bu yargılama açısından konunun, akademik olarak ilginç kısmı, (fiili karşılıklılık olayda mevcut olduğu için aslında pratik olarak ihtiyaç duymadığımız-akademik olarak merak ettiğimiz) sözleşmesel karşılıklılık meselesidir. Mahkemeye, Türkiye ve ABD arasında 1931 tarihinde imzalanmış bulunan bir sözleşmeyi sunduk. İlgili sözleşmede, “en ziyade müsaadeye mazhar millet muamelesi” kaydı bulunmakta olup, bu hükmün sözleşmesel karşılıklılığın varlığı için yeterli olup olmadığı meselesi kesin değildir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016 tarihli bir kararında, bu kaydın sözleşmesel karşılıklılığın varlığına işaret ettiği kabul edilmiştir.

Bu doğrultuda, dava dilekçemizde ABD ve Türkiye Cumhuriyeti arasında hem sözleşmesel hem de fiili karşılıklılığın bulunduğunu delilleriyle birlikte mahkemeye sunmuş olduk. Her ne kadar karşılıklılığın bulunduğu yönündeki iddialarımız kabul edilmiş ve tarafımızdan uygulamada “yabancılık teminatı” olarak isimlendirilen teminat talep edilmemiş olsa da maalesef ne mahkeme ne de mahkemenin soru talebine cevap veren Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü, 1931 tarihli sözleşmeye ilişkin bir tespitte bulunmamıştır. Fiili karşılıklılığın varlığı tespit edilmiş ve bunun (haklı olarak) yeterli olduğu varsayılmış, akademik merakımız ne yazık ki giderilmeden, uyuşmazlığın esasına geçilmiştir.

Kararda:

1) Kripto varlıkların taşınır mal olarak değerlendirilemeyeceğine ve dolayısıyla istihkak iddiasına konu olamayacağına hükmedilerek terditli istihkak ve İİK m. 24 uyarınca işlem yapılması taleplerimiz reddedildi.

2) Tazminat talebimiz kabul edilmekle birlikte davacı müvekkilin ABD vatandaşı olmasına ve hayatını ABD doları üzerinden idame ettirmesine rağmen tazminata Türk lirası üzerinden hükmedildi.

Kripto varlıkların taşınır mal olarak kabulünü talep etme sebebimiz tabi ki müvekkilin çıkarları açısından bunun daha iyi bir sonuç olacak olmasıydı. Bu yöndeki iddiamızı temellendirirken TMK m. 762’deki “… edinmeye elverişli … doğal güçler…” ifadesine ve çok değerli bir hocamızın uzman mütalaasına dayanmıştık. Bunun kabulü halinde İİK m. 24’e göre işlem yapılması halinde, ethereum’un yargılamanın başından bugüne kadar sağladığı değer kazancı nedeniyle ciddi bir kazanç sağlanabilecekti.

İlk aşamadaki istihkak talebimizin reddi halinde ABD doları üzerinden tazminat talebimize dayanak olarak da çok sayıda gerekçe ortaya koyup, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, 11.11.2009 T., 2009/4–238 E. ve 2009/493 K. sayılı ilamı ile çeşitli dairelerin sair lehe kararları da mahkemeye sunulmuş olmakla birlikte ilk derece aşamasında bu talebimiz de kabul edilmeyip, tazminat talebimiz TL üzerinden kabul edilmiştir.

Sonuç olarak (ilk derece yargılamasında) müvekkilin yaklaşık 800.000 USD tutarındaki zararının, davayı kazanmış olmamıza rağmen TL’nin yaşadığı değer kaybı ve hırsızlık tarihi itibarıyla ilgili tutarın yaklaşık 18.000.000 TL ediyor olması nedeniyle ancak bir miktarı açısından bir kazanım sağlayabilmiş olduk. Dosyanın elbette istinaf ve tenfiz gibi sair süreçleri devam edecek olup, bunların neticesinde tazmin edilen zararın artması mümkün ve muhtemeldir.

Ancak şu an itibarıyla ortadaki sonuç; Türkiye Cumhuriyeti’nde 2022–2025 yılları arasında yabancı para, altın veya gümüş gibi değerli madenler veya kripto varlık gibi unsurlar kapsamında çeşitli nedenlerle yaşadıkları kayıplar kapsamında talepleri olan kişilerin, taleplerinde haklı olup davalarını etkin bir şekilde yürütüp kazansalar dahi zararlarının tamamını tazmin etmelerinin çok zor olduğudur.

Ülkemiz olağanüstü bir kriz ortamındayken sonucun bu şekilde olması tabi ki şaşırtıcı değildir. Hukukun bu tarz durumları öngörmesini beklemek de elbette pek gerçekçi değildir. Ancak bu hususları kabul etmek, elde edilen sonucun adaleti tam olarak sağlayamayan bir sonuç olduğunu kabul etmeye de engel değildir.

Av. Cemil Şaar, Dr. adayı

Bu yazı ilk olarak https://cemilsaar.com/tpost/kripto-varlik-tazminat-aynen-iade-davalari adresinde paylaşılmıştır.

cemilsaar@kstlawfirm.com | +90 535 416 9476 | linkedin.com/in/cemilsaar
13 Mar 2026
Karar incelemesi
Cemil Şaar